“HİÇLEŞEN  DOĞANIN  ÖZGÜRLÜK  SORUNSALINA  DÜŞ  ÜSTÜ  ÇÖZÜMLER"

 

“Kentli Sincaplar”

Benimle  yeni kıtanın özgür ortamında dolaşmaya ne dersiniz.? 

Uzun bir yürüyüşün ardından bir ağacın geniş gölgesinde oturmaya gereksinim duyuyorum.

Gözlerimi kapadığımda birazdan ılık esintilerle içten bir sohbete başlayacağım biliyorum.

Doğrusu hava çok güzel. Çevrem temiz.

Huzurlu bir kalabalığı arkamda bırakmış olmaktan, yalnız kalmakta ve sessizce kendime doğru yol almaktan hoşnutum.

Burası kent ortamı. Kentin her köşesi sincaplarla dolu.

Birazdan bir sincap beni ziyaret edecek.  Benden bir şeyler isteyecek. Ondan korkmayacağımı bildiğini sanıyorum. Ellerimle besleyebilirim. Ama cesaretim yok. Bu özgür ülkede yabancı olduğumu anlamış olmalılar. Bana çok sokulmuyorlar. Benim bu zamana kadar hiç sincabım olmadı. Daha önce bu kadar sincapla ilk kez karşılaşıyorum. Ülkemde ormanlarda bile göremediğim bu canlılara kent ortamında rastlamaktan şaşkın döndüm.

Ama onlar ağacın üzerinde dönmekten yorulmadılar sanırım. Başıma bir tohum isabet ediyor. Silkeleniyorum, sincap benden  kaçıyor. Ben durur muyum? Peşine takılıp özgür ülkenin biricik kurucusu Abraham Lincoln anıtına doğru yola koyuluyorum.

Ne demek istiyorsun ecnebi sincap kardeş… Bana özgürlüğü anlatmaya mı hazırlanıyorsun.

Hadi canım sen ne bilirsin ki... Özgür olman için öncelikle konuşabilmen gerekiyor.

Üzgünüm bu kocaman dünyada sessizlere, sahipsizlere, dilsizlere, dili olup da konuşamayanlara, dili olup ta konuşturulmayana, tabi ki insan dışı olanlara yer yok, yer yok.

Konuşmuyorsan yani hiçsin.

Bak şuna nasılda koşuyor.

Ne bir de Lincoln anıtına tırmanmayı mı düşünüyorsun?

Yok canım, daha neler. Güvenlik yok mu buralarda?

Birisi bu densize bir dur desin.

Aaa…sahi buralarda güvenlik de yok.

Dur biraz sahi sen bu kadar özgür müsün buralarda?

Dur biraz söyle çabuk özgürlük nedir buralarda?

Kadınca hislerim içimde kopacak fırtınaya hazır olmamı söylüyor. Omuzuma bir sincabı aldığımı düşlüyorum.

Sesin en sessiz haliyle, “o ve kendimle” konuşmaya başlıyorum.

Jean Jacques Rousseau, Erich Fromm, diyalektik yapı, Freud, tasavvuf  fikri aklıma diziliveriyor.

Kurgular, kuramlar ikliminde yol almaya hazırlanıyorum. Yaşam için soluğumun ilk çıktığı an aklıma geliyor.

Varlığımı gösterdiğim ilk an benim özgürlük çığlığıma attığım ilk an olmalı deyiveriyorum. Soluk almakla özümlenen canlılığı, özgür olmanın merkezine el yordamı ile hemen yerleştiriveriyorum.

Sonra başkalarının varlığını hissetmeye başladığım anlar aklıma takılıyor.

Başkasını varlığı ile ben ve öteki olarak ayrılan canlı varlığımın ilk sancılarını düşünüyorum. İd ve egonun kendi varlığının bana nasıl yansıdığını anlamaya çalışıyorum.

“Ben” olmak uğruna hiçleşmenin önemini vurgulayan tasavvuf felsefesi aklıma takılıyor.

Kim olduğumu fark etmemle başkasının varlığına dokunmanın benzer zamanlar olduğunu anımsıyorum.

Aynı zamanda kendimi sevme mücadelemden galip ayrıldığım anı ve sonrasını yeniden yaşıyorum.

“Ben” ve “diğer” olma arasında sarkaç gibi gidip geldiğim, kendime yoğunlaştığım düşünce  süreçlerimde  daha  uzun kalıyorum.

Ben doğuyorum. Ama orada kalmıyorum. İd ve ego tezgahından geçip, toplumsallaşma yontusuna çekildiğimi hatırlatıyorum kendime.

Var olmak adına verdiğim biricik mücadelenin soluk alıp vermekle sınırlı olmadığını düşünüyorum. Aksine varlığımın onayı için toplumla olan olağan sözleşmemi bir çırpıda aklımdan okuyorum. “Türküm doğruyum çalışkanım!”

Emek sömürüsü ve yabancılaşmanın varlığı aklıma takılıyor. Döngüselliği doğrusallığa yeğleyen diyalektik denklemi yeniden düşünüyorum.

Kendimi doğayla yabancılaşan insan yığınlarının yerine koyuyorum.  İçime bir acı sızıyor.

Dili olmayan varlıkların evren üzerindeki konumları bir kez daha beni düşündürüveriyor.  

Kuşun dilini anlıyor muyuz, kurt ne demek istiyor, sincap konuşabilir mi?

Bir bebek yeri göğü inletirken, tüm doğanın onu duymadığın ya da anlamadığından emin misiniz?    

Can olma felsefesini yaratmış Anadolu’nun özgür kokusunu ne çabuk unuttuk.

Dilsiz doğanın dilini gözlem ve sezgileriyle çözen şaman kadın kimliği beni derinden sarsıyor, titriyorum.

Sonra, onların tasavvufun felsefesinin öz benliği olduğunu fısıldıyorum kendime.

İşte o an yerimden kalkıyor, özgürlüğün yeni aktörünü bağıra bağıra ilan etmek istiyorum.

Tüm doğa adına işte burada sadece insanla var edilmeye çalışılan “insansı özgürlüğe” yeni adını koymaya cüret ediyorum.

Özgürlük, senin yeni adın “Ekolojik Özgürlük” olsun.

Ben sen o diğerleri, biz, siz onlar, adı olmayanlar, ezik, silik, aciz, yoksul, taş toprak, kuş, sincap, börtü, böcek, kır, orman, seni kuşatan ne varsa…

Kan gözyaşı, hüzün, ağıt ve zaferle örülü bedeninde doğanın her rengi bulunsun.

 

Gökten küme küme bulutlar geçiyor. Yanımda iri bir sincap beliriyor.

Bir diğeri tepeme üç yemiş atıyor. Biri benim, biri yanımdaki sincabın, biri de 21.yüzyılın aydınlarına olmalı diyorum ve Washington D.C’in altı saatten uzun süren kır yürüyüşünden yorgun ama yeni fikirlerle ayrılıyorum.

 

Kent ve Sanat Dergisi; Temmuz-Eylül 2009- (10-12 syf)

 

Uz. Dr. Nurhan MEYDAN ACIMIŞ

HALK SAĞLIĞI UZMANI

 

--------------------------------------------------

 

“DOĞA KENDİSİNE GERİ DÖNENİ SEVER” projesi

Kadın ve Çevre Derneği eliyle YAŞAM BULDU.

        

Günlük hayatta kullandığımız ürünlerin boş ambalajlarının oluşturduğu cam plastik metal, kağıt/karton ve kompozit atıklara ambalaj atık denmektedir. Kentlerde çöpün yaklaşık “yüzde10”  kısmını ambalaj atıklar oluşturur.  Bu atıklar her geçen gün özellikler kentlerde ve metropol alanlarda birikmekte çevreyi,doğal kaynakları, ülke ekonomisini olumsuz etkilemektedir. Çevre Orman Bakanlığı Ambalaj Atıkları Kontrolü Yönetmeliğine göre “ Apartman sahipleri, site yönetimleri, okullar, üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşları, hastaneler, iş ve alışveriş merkezleri gibi yerlerin ambalaj atıklarını ayrı toplamak üzere hazır etmekle yükümlüdür.” Hükmü vardır. Ancak mevzuatın gerekleri ülkemizde henüz yerine getirmemektedir.

       Kadın ve Çevre Derneği ambalaj atıklar konusundaki önemli boşluğun doldurulması için Doğa Kendisine Geri Döneni Sever projesini;  Forum Çamlık AVM ve Denizli Devlet Hastanesinin ile gerçekleştirmiştir. Bu proje doğadan yok olması yüzlerce yıl alan plastik atıkların (naylon poşet vb…) yerinde ayrıştırılması, toplumun daha sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ve bunun için üzerine düşen sorumlulukları benimsetme amacını taşımaktadır. Bu amaç doğrultusunda bir hafta boyunca alışveriş (forum avm) merkezinde ve alışverişin yoğun çok olduğu kent merkezlerinde (denizli candoğan parkı ve denizli devlet hastanesi önü) stantlar açılmıştır. Stantlarda “beş naylon poşet getiren her kişiye bir bez torba” verilmiştir. Proje boyunca toplumun ambalaj atık konusundaki bilgi düzeyleri ölçmek için gönüllülere anket uygulanmıştır. Bu sırada alışverişlerde naylon poşet yerine doğayla barışık ürünlerin kullanılması öğütlenmiştir. Halkta ambalaj atıklar, petrol türevi plastikler ve yol açtığı zararlar konusunda farkındalık sağlanmıştır. Aynı zamanda küresel ısınma, enerji darboğazı, doğal yaşamının bozulması, petrol ürünlerinde dışa bağımlılık konusunda bilinçlendirme sağlanmıştır.   

       Gönüllerin katıldığı anketlerin değerlendirmesini yapan proje sorumlusu “715” kişinin  sonuçlarını açıklayan  Kadın ve Çevre Derneği başkanı, halk sağlığı uzmanı Dr. Nurhan Meydan Acımış ; Yaş ortalamaları 42 yaş, yarısından fazlasının kadın olduğu, üniversite eğitimli olanların daha çok katıldığı araştırmada sonuçlar projenin önemini ve doğru adım atıldığını göstermektedir. Her yüz kişinin 70 i ambalaj atıkların ayrılmasını doğru bulmaktadır. her yüz kişinin 90’u alışverişlerde bez torba kullanımı doğru bulmakta, ancak 25’i kullanmaktadır. Katılımcılar alışverişlerde market ve alışveriş merkezlerinde doğaya barışık ürünlerin sunulmasını önermiştir. Bu durumda ambalaj atıkların ayrılmasında mevzuatın hükümlerinin belediyelerce “sürekli bir hizmet” olarak yerine getirilmesi, alışveriş merkezlerinde doğaya özdeş ürünlerin müşterilere sağlanması ve devletin alışverişlerde naylon poşet kullanımında yasal sınırlamalar getirilmesi uygundur. Dedi.

 

 

 

 

 

 

BİLDİRİ  >>>  Halil KANDOK üyelikten çıkarılmıştır...




"Halil Kandok"  Dernek Tüzük Hükümleri Gereğince, Dernek üyeliğinde çıkarılmıştır. (2009 yılındaki  ayrılma isteği ve derneğe ait üyelik aidatını ödememesi)

 

 

Anasayfa  |  Projeler  |  Yönetim & Tüzük  | Üyelik Başvurusu  |  İletişim 

www.kadincevre20.com  Tüm Hakları Saklıdır ® 2008